Tüp Mide Ameliyatı

Tüp mide ameliyatı, obezite tedavisinde dünya genelinde en sık uygulanan cerrahi yöntemlerden biridir. Bu ameliyatta midenin yaklaşık %70–80’i cerrahi olarak çıkarılarak mide tüp şeklinde küçültülür. Böylece hem mide hacmi azalır hem de hastalar daha erken doyar, daha az yemek yer ve uzun vadede kalıcı kilo kaybı sağlanabilir.

Obezite, günümüzün en büyük sağlık sorunlarından biri. Sadece estetik bir mesele değil; diyabet, kalp hastalıkları, tansiyon ve eklem problemleri gibi birçok ciddi rahatsızlığın da kapısını aralıyor. İşte tam bu noktada tüp mide ameliyatı, kilo vermekte zorlanan kişiler için güçlü bir tedavi olarak öne çıkıyor.

Tüp Mide Ameliyatı Hakkında Bilmeniz Gerekenler — Prof. Dr. Mustafa Uygar Kalaycı Anlatıyor

Tüp Mide Hangi Hastalıklarda Kullanılır?

Tüp mide ameliyatı sadece zayıflamak için değil, obeziteye bağlı gelişen birçok kronik hastalığın tedavisinde kullanılır.

Aşağıda tüp mide ameliyatının kullanıldığı hastalıkları daha detaylı inceleyebilirsiniz:

  • Tip 2 Diyabet: Kan şekeri kontrolünde %60-80 oranında tam remisyon (iyileşme) veya belirgin düzelme sağlar.

  • Hipertansiyon: Hastaların büyük çoğunluğunda kan basıncı normal seviyelere iner.

  • Uyku Apnesi: Kilo kaybıyla birlikte solunum durmaları ciddi oranda azalır.

  • Hiperlipidemi: Kolesterol ve trigliserid seviyelerinin düzenlenmesine yardımcı olur.

  • Yağlı Karaciğer Hastalığı: Karaciğer yağlanmasının gerilemesinde etkilidir.

tüp mide ameliyatı

Tüp Mide Ameliyatı Kimlere Uygulanır?

Tüp mide ameliyatı; fazla kiloya bağlı sağlık sorunları gelişmiş, diyet ve yaşam tarzı değişiklikleriyle kalıcı kilo verememiş kişilerde uygulanır. Ameliyat kararı, hastanın vücut kitle indeksi (VKİ) ve obeziteye bağlı hastalıklarının varlığına göre verilir.

Tüp Mide Ameliyatı İçin Uygunluk Kriterleri

VKİ ≥40 kg/m² olan hastalar.

VKİ 35–39.9 kg/m² olup; Tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi, kolesterol yüksekliği, eklem problemleri gibi obeziteye bağlı ek hastalığı bulunan hastalar.

VKİ 30–34.9 kg/m² olup, özellikle Tip 2 diyabet başta olmak üzere metabolik hastalıkları bulunan ve medikal tedavilere rağmen yeterli yanıt alınamayan seçilmiş hastalar.

• Daha önce diyet, egzersiz ve medikal yöntemlerle kalıcı kilo verememiş olan hastalar.

• Ameliyat öncesinde genel cerrah, dahiliye/endokrinoloji uzmanı, diyetisyen ve psikolog/psikiyatri değerlendirmesinden geçmiş olmak.

• Genel anestezi almasına engel olacak ciddi bir sağlık sorunu bulunmamak.

Vücut Kitle Endeksi Hesaplayıcı

VKİ Hesaplayıcı

Hesapla
VKI > 18.5
ZAYIF
18.5 – 24.9
SAĞLIKLI
25 – 29.9
KİLOLU
30 < VKI
OBEZ

VKI’siniz 30’un üzerinde ise ön muayene için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Tüp Mide Ameliyatı Nasıl Uygulanır?

Tüp mide ameliyatı, midenin hacminin küçültülmesi esasına dayanan cerrahi bir kilo verme yöntemidir. Bu işlemde amaç, midenin büyük bir kısmını kalıcı olarak devre dışı bırakarak kişinin daha az yemekle doymasını ve günlük kalori alımının doğal şekilde azalmasını sağlamaktır.

Operasyon sırasında mide, alt bölümden başlanarak yukarı doğru özel cerrahi cihazlarla yeniden şekillendirilir. Fazla hacim oluşturan mide dokusu çıkarılır ve geride, dar ve uzun bir mide yapısı bırakılır. Bu yeni mide yapısı sayesinde mide kapasitesi belirgin biçimde azalır ve mide, fonksiyonel olarak tüp formuna getirilmiş olur.

Tüp mide ameliyatı çoğunlukla kapalı (laparoskopik) teknikle yapılır. Karın bölgesinden açılan küçük girişler aracılığıyla gerçekleştirilen bu yöntem, büyük kesilere ihtiyaç duyulmadan ameliyatın tamamlanmasını sağlar. Bu da ameliyat sonrası dönemde daha hızlı iyileşme, daha az ağrı ve daha düşük enfeksiyon riski anlamına gelir.

Cerrahi sırasında mide giriş ve çıkışındaki kas yapıları korunur. Böylece mide ile yemek borusu arasındaki doğal geçiş mekanizması devam eder ve mide anatomisi mümkün olduğunca fizyolojik sınırlarda tutulur.

Hem ileri derecede obezite hastalarında hem de obeziteye bağlı sağlık sorunları bulunan kişilerde etkili kilo kaybı sağlayabilen bu yöntem, günümüzde obezite cerrahisinde en sık tercih edilen uygulamalardan biri haline gelmiştir.

tüp mide ameliyatı

tüp mide ameliyatı

Tüp Mide Ameliyatı Hangi Durumlarda Tercih Edilmez?

Tüp mide ameliyatı her ne kadar başarılı sonuçlar verse de, her hasta grubu için güvenli veya uygun bir seçenek değildir. Özellikle aktif bir kanser süreci devam eden, ağır kalp yetmezliği yaşayan veya ileri derecede akciğer kapasitesi kaybı olan bireyler için bu ameliyat ciddi hayati riskler taşıyabilir. Bu tür sistemik rahatsızlıklar sadece tüp mide özelinde değil, genel anestezi gerektiren tüm obezite ve metabolik cerrahi işlemleri için engel teşkil etmektedir. Fiziksel sağlık sorunlarının yanı sıra, hastanın zihinsel durumu ve bilinç düzeyi de ameliyat kararı verilirken en kritik unsurlardan biri olarak değerlendirilir. Kendi iyiliğini ayırt edemeyen, doğuştan gelen veya sonradan gelişen nörolojik ya da psikiyatrik nedenlerle belirli bir bilinç seviyesinin altında olan bireylere bu cerrahi müdahale önerilmemektedir.

Ayrıca anatomik ve disiplin odaklı bazı engeller de mevcuttur. Örneğin, ileri derecede reflü sorunu yaşayan hastalarda tüp mide ameliyatı mevcut şikayetleri daha da şiddetlendirebileceği için genellikle farklı cerrahi yöntemler tercih edilir. En önemli kriterlerden biri de hastanın ameliyat sonrasındaki katı beslenme kurallarına ve yeni yaşam tarzına uyum sağlama kapasitesidir. Eğer hasta, operasyon sonrası uygulanması gereken disiplinli süreci ve beslenme kısıtlamalarını kabul etmeyecek bir yaklaşım sergiliyorsa, ameliyatın başarı şansı düşeceği için uygun bir aday olarak görülmez.

Tüp Mide Ameliyatı Öncesi Hazırlık Süreci ve Hastaneye Yatış

Tüp mide ameliyatı kararı alındıktan sonra hastaları oldukça kapsamlı ve titiz bir hazırlık dönemi beklemektedir. Bu süreçte sadece mide değil; kalp, akciğerler ve diğer hayati organlar detaylı tetkiklerden geçirilir. Midede cerrahiye engel teşkil edebilecek bir ülser veya ciddi bir iltihabi durum olup olmadığı endoskopik yöntemlerle kontrol edilir. Eğer operasyona engel bir durum saptanırsa, öncelikle bu sorunların tedavi edilmesi yoluna gidilir ve bu ön tedavi süreci bazen aylarca sürebilir. Hazırlık aşaması çok disiplinli bir ekip çalışmasını gerektirir; bu nedenle diyetisyenler, psikologlar ve psikiyatri uzmanları hastanın hem fiziksel hem de ruhsal olarak bu değişime hazır olup olmadığını titizlikle analiz eder.

Ameliyat günü genellikle hastaneye yatış yapılır ve hastanın hastanede kalış süresi, iyileşme hızına bağlı olarak ortalama iki ile üç gün arasında değişir. Çok yüksek kilolara sahip olan ve özellikle karaciğer yağlanması ileri seviyede bulunan hastalarda operasyon risklerini minimize etmek adına özel bir hazırlık protokolü uygulanır. Bu hastalara ameliyattan yaklaşık on ya da on beş gün önce karaciğeri küçültmeye yönelik özel bir diyet programı verilir. Karaciğerin küçültülmesi, cerrahın ameliyat sırasında midenin üst kısmına daha güvenli bir şekilde erişmesini sağlayarak operasyonun başarısını artırır ve komplikasyon ihtimalini azaltır.

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

Tüp mide ameliyatının başarısı sadece cerrahın el becerisine bağlı değildir; elde edilen sonucun kalıcı olması %50 oranında hastanın ameliyat sonrası göstereceği disipline bağlıdır. Yeni midenin hacmi yaklaşık bir su bardağı seviyesine indiği için sindirim sisteminin bu köklü değişime alışması zaman alır. İyileşme sürecinin en hayati kuralı sıvı ve katı gıdaların ayrılmasıdır. Mide aynı anda hem sıvıyı hem de katıyı alabilecek kapasitede olmadığı için, yemeklerle birlikte su veya meyve suyu gibi içecekler tüketilmemelidir. Sıvı tüketimi, yemeklerden en az yarım saat önce veya sonra olacak şekilde planlanmalı ve bu alışkanlık midenin tekrar genişlemesini önlemek adına ömür boyu sürdürülmelidir.

Beslenme sırasında küçük lokmalar almak ve her lokmayı ağızda tamamen sıvı hale gelene kadar çok uzun süre çiğnemek bir diğer altın kuraldır. Bu yöntem hem midenin yükünü hafifletir hem de tokluk hissinin beyne ulaşması için gereken süreyi tanır. Kısıtlı hacim nedeniyle tüketilen besinlerin kalitesi de büyük önem kazanır. Kas kaybını önlemek ve dokuların hızlı iyileşmesini sağlamak için her öğünde öncelik protein kaynaklarına verilmelidir. Ayrıca fiziksel aktivite de bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır. Ameliyatın hemen ardından doktor kontrolünde başlanan hafif yürüyüşler kan dolaşımını hızlandırarak pıhtı riskini azaltırken, ilk altı hafta boyunca karın bölgesini zorlayacak ağır sporlardan ve yük kaldırmaktan kaçınmak dikiş hattının güvenliği için şarttır.

Tüp Mide Ameliyatı İçin Yaş Sınırı Var mıdır?

Obezite cerrahisinde yaş ve kilo kriterleri, operasyonun gerekliliğini belirleyen temel parametrelerdir. Genel kural olarak bireyin beyinsel ve fiziksel gelişimini tamamlamış olması beklendiğinden 18 yaş altındaki kişilere tüp mide ameliyatı önerilmez. Ancak çok nadir durumlarda, çocuk psikiyatrisi ve endokrinoloji uzmanlarının denetimine rağmen kilo veremeyen ve hayati risk taşıyan çok ileri obez çocuklarda bu kural esnetilebilir. 65 yaş üzeri kişilerde anesteziye uygun olmaları halinde tüp mide ameliyatı gerçekleştirilebilmektedir. Üst yaş sınırı geleneksel olarak 65 yaş olarak kabul edilse de, genel sağlık durumu iyi olan ve ameliyatı kaldırabilecek kondisyona sahip bireylerde daha ileri yaşlarda da başarılı operasyonlar gerçekleştirilebilmektedir.

Ameliyat kararı verilirken sadece hastanın toplam kilosu değil, boy ve kilo oranını gösteren vücut kitle indeksi (VKİ) baz alınır. VKİ değeri 40 ve üzerinde olan bireyler herhangi bir ek hastalığı olmasa dahi bu ameliyat için doğrudan uygun aday kabul edilirler. VKİ değeri 35 ile 40 arasında olan ve obeziteye bağlı şeker hastalığı, tansiyon veya eklem sorunları gibi ek rahatsızlıkları bulunan hastalar da cerrahi kapsama alınır. İstisnai bir durum olarak, tip 2 diyabeti olan ve tıbbi tedavilerle şekeri kontrol altına alınamayan hastalarda VKİ değeri 30 ile 35 arasındayken de metabolik cerrahi seçenekleri değerlendirilebilir.

Tüp Mide Ameliyatının Faydaları

Tüp mide ameliyatı, hem kilo kaybını destekleyen hem de tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi gibi obeziteye bağlı sağlık sorunlarını iyileştiren bir tedavi seçeneğidir. Tüp mide ameliyatı, diğer obezite tedavi yöntemleriyle kıyaslandığında oldukça belirgin faydalara sahiptir. Hiçbir diyet veya ilaç tedavisi, ileri derece obezitenin kontrolünde cerrahi müdahale kadar kalıcı ve etkili bir sonuç sunmamaktadır. Bu ameliyatın en büyük anatomik avantajı, sindirim sisteminin doğal yolunu bozmamasıdır; besinler yemek borusundan mideye ve oradan bağırsaklara normal sırasıyla geçer. Ayrıca operasyon sırasında midenin kubbe kısmının çıkarılmasıyla birlikte iştah hormonu olarak bilinen “ghrelin” salgılanan bölge de vücuttan uzaklaştırıldığı için hastanın açlık hissi önemli ölçüde azalır. Ameliyat süresinin kısa olması ve anestezi altında kalınan vaktin azlığı, işlem sonrası iyileşme hızını olumlu etkiler.

Tüp Mide Ameliyatı Riskli midir?

Tüp mide ameliyatı, genellikle güvenli bir işlemdir ve ciddi komplikasyonlar oldukça nadirdir. Tüm cerrahilerde olduğu gibi bazı riskler bulunsa da, gelişmiş teknikler sayesinde tüp mide ameliyatı düşük riskli cerrahiler arasında yer alır.

Ameliyat sonrası erken dönemde, nadiren bazı durumlar gelişebilir. Bunlar arasında hafif kanama, geçici enfeksiyon riski ya da anesteziye bağlı hassasiyetler olabilir. Ancak bu tür durumlar çoğunlukla hızla fark edilir ve uygun şekilde yönetilir.

Uzun vadede ise bazı kişilerde şu gibi durumlar gözlemlenebilir:

  • Beslenme alışkanlıklarında değişiklik: Daha küçük mide hacmi nedeniyle bazı yiyeceklere karşı hassasiyet veya erken tokluk hissi olabilir.

  • Vitamin ve mineral ihtiyacı: Azalan besin alımı nedeniyle bazı takviyelere ihtiyaç duyulabilir. Bu durum, basit günlük desteklerle kolayca yönetilir.

  • Mide ekşimesi / reflü şikayetleri: Bazı hastalarda mide yanması gibi şikâyetler oluşabilir; çoğunlukla ilaç tedavisiyle kontrol altına alınabilir.

  • Safra taşı riski: Hızlı kilo kaybı bazı bireylerde safra taşı riskini artırabilir, ancak bu her hastada görülmez ve gerekirse kolayca tedavi edilebilir.

Tüm bu olasılıklar, tüp mide ameliyatı geçiren kişilerin %99’unda görülmez. Sadece %1 gibi küçük bir oranda görülebilen bu komplikasyonlar da genellikle erken tanı ve basit tedavi yöntemleriyle kolayca kontrol altına alınabilir.

Ameliyat öncesi yapılan kapsamlı değerlendirmeler ve ameliyat sonrası düzenli kontrollerle bu riskler minimize edilir. Böylece hastalar güvenli bir şekilde yeni yaşamlarına adım atabilirler.

Tüp Mide Ameliyatı Olanlar Ne Kadar Kilo Veriyor?

Akademik çalışmalara göre, tüp mide ameliyatı sonrasında kilo kaybı genellikle hızlı ve kalıcı şekilde gerçekleşir. Mide hacminin küçülmesi ve açlık hormonunun azalması sayesinde hastalar daha çabuk doyar, daha az acıkır ve doğal olarak günlük kalori alımı belirgin şekilde düşer.

Ameliyat sonrası ilk aylarda kilo kaybı hızlanır ve çoğu hastada ilk 1 yıl içinde fazla kiloların büyük bölümü verilir. Uzun dönem takiplerde, tüp mide ameliyatı olan kişilerin fazla kilolarının yaklaşık %70–80’ini kaybedebildiği görülmektedir.

Bu süreçte sadece kilo değil, obeziteye bağlı birçok sağlık sorunu da gerileme gösterir. Zayıflamayla birlikte Tip 2 diyabet, uyku apnesi, tansiyon ve kolesterol gibi problemlerde belirgin düzelme sağlanabilir. Kilo kaybının getirdiği fiziksel ve psikolojik rahatlama, hastaların günlük yaşam kalitesini de önemli ölçüde artırır.

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası Beslenme

Tüp mide ameliyatı sonrasında beslenme düzeni, hem sağlıklı kilo kaybı hem de uzun vadeli başarı için kritik öneme sahiptir. Ameliyatı takiben beslenme süreci sıvı gıdalarla başlar, ardından püre ve zamanla katı gıdalara geçilir. Bu geçişler mideyi korumak ve iyileşmeyi desteklemek için kontrollü şekilde yapılır.

Ameliyat sonrası dönemde, katı gıdalar ile sıvıların aynı anda tüketilmemesi önemlidir. Öğünlerle sıvı alımı arasında süre bırakmak, mide hacminin korunmasına ve yeterli besin alımının sağlanmasına yardımcı olur.

İlk aylarda protein ağırlıklı beslenme ve doktorun önereceği vitamin-mineral takviyeleri sıkça kullanılır. Ayrıca hafif egzersizler, kilo kaybını desteklerken sarkma riskinin azalmasına ve sindirim sisteminin daha düzenli çalışmasına katkı sağlar.

Tüp Mide Ameliyatı Fiyatları 2026

Obezite cerrahisi, kişiye özel planlanan bir tedavi süreci olduğu için tüp mide ameliyatı fiyatları 2026 yılında da birçok faktöre göre değişiklik gösterebilmektedir. Ameliyatın yapılacağı hastane, cerrah ve ekibin deneyimi, kullanılan cerrahi ekipmanlar ve hastanın sağlık durumu fiyat üzerinde etkili olmaktadır.

Bu nedenle tüp mide ameliyatı için net bir ücret bilgisi, ancak doktor muayenesi ve detaylı değerlendirme sonrasında belirlenebilir. En doğru ve güncel fiyat bilgisi için ilgili sağlık kuruluşları ve obezite cerrahisi merkezleri ile doğrudan iletişime geçilmesi önerilir.

TÜP MİDE AMELİYATI HAKKINDA SIKÇA SORULAN SORULAR

Tüp mide ameliyatı, ileri derecede obeziteye sahip (VKİ ≥40) veya VKİ’si 35’in üzerinde olup diyabet, hipertansiyon gibi eşlik eden hastalıkları bulunan ve daha önce diyetle kilo vermeyi başaramamış bireyler için uygundur.

Tüp mide ameliyatı sonrasında kilo kaybı ilk 3–6 ayda hızlı başlar ve ilk yılın sonunda hastalar fazla kilolarının yaklaşık %60-70’ini kaybeder.

Her cerrahi işlemin olduğu gibi tüp mide ameliyatının da nadiren görülebilen kanama, enfeksiyon, sızıntı gibi riskleri vardır. Bu riskler uzman ekipler ve düzenli takip ile kontrol altına alınabilir.

Evet, tüp mide ameliyatı sonrası kilo alımı tekrar mümkün olabilir, ancak bu genellikle beslenme düzenine uyulmaması durumunda olur. Düzenli takip ve yaşam tarzı değişikliklerine uyumla kilo korunabilir.

Evet, tüp mide ameliyatı midenin %80’e yakınını kalıcı olarak çıkardığı için uzun vadeli bir çözüm sunar. Ancak başarılı bir sonuç için hastanın yaşam tarzını değiştirmesi gerekir.

Tüp mide ameliyatı, VKİ’si 40 ve üzeri olan veya 35’40 arasında olup obeziteye bağlı hastalığı bulunan bireylerde SGK tarafından bazı merkezlerde karşılanabilmektedir.

Tüp mide ameliyatı sonrası hastanede kalış süreci genellikle 1–2 gün olur. Masa başı işlerde çalışanlar genellikle 7-10 gün içinde işlerine dönebilir.

Tüp mide ameliyatı genellikle laparoskopik (kapalı) yöntemle yapıldığı için ağrı düzeyi düşüktür. Ameliyat sonrasında etkili ağrı kontrolü sağlanarak hasta konforu yüksek tutulur.

Tüp mide ameliyatı sonrası ilk haftalarda sıvı ve püre ağırlıklı diyet uygulanır. Zamanla yumuşak ve daha katı besinlere geçilir. Beslenme düzeni mutlaka uzman kontrolünde planlanmalıdır.

Evet, tüp mide ameliyatı sonrası vücuda alınan besin miktarı azaldığı için B12, demir, D vitamini gibi vitamin ve minerallerin takviyesi gerekir. Bunların düzenli kullanılması sağlık açısından önemlidir.

Tüp mide ameliyatı sonrasında spor, hem kilo kaybını destekler hem de vücut sarkmalarını azaltabilir. Hafif yürüşlerle başlanıp, doktor onayıyla daha aktif egzersizlere geçiş yapılabilir.

Tüp mide ameliyatından sonra mide zamanla bir miktar esneyebilir, ancak tamamen eski haline dönmez. Düzenli beslenme ve porsiyon kontrolüyle bu durum kolayca yönetilebilir.

Tüp mide ameliyatı sonrası bazı hastalarda reflü şikayetleri artabilir. Ancak bu durum genellikle geçici olur ve ilaç tedavisiyle kontrol altına alınabilir.

Tüp mide ameliyatı kalıcı bir cerrahi işlemdir ve midenin büyük bir bölümü alınır. Mide balonu ise geçici ve ameliyatsız bir yöntemdir; etkisi daha sınırlıdır ve genellikle 6 ay içinde çıkarılır.

Referans

1. English WJ, DeMaria EJ, Brethauer SA, Mattar SG, Rosenthal RJ, Morton JM. American Society for Metabolic and Bariatric Surgery estimation of metabolic and bariatric procedures performed in the United States in 2016. Surg Obes Relat Dis. 2018 Mar;14(3):259-263. [PubMed]
2. Topart P, Becouarn G, Ritz P. Should biliopancreatic diversion with duodenal switch be done as single-stage procedure in patients with BMI > or = 50 kg/m2? Surg Obes Relat Dis. 2010 Jan-Feb;6(1):59-63. [PubMed]
3. Choban PS, Jackson B, Poplawski S, Bistolarides P. Bariatric surgery for morbid obesity: why, who, when, how, where, and then what? Cleve Clin J Med. 2002 Nov;69(11):897-903. [PubMed]